Nijerya, Avrupa’nın petrol krizine çözüm olamadı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası başlayan Hürmüz Boğazı krizi, Avrupa ülkelerinin dikkatini Cezayir petrolüne yönlendirdi. Ancak Nijerya, yapısal sorunları nedeniyle Orta Doğu petrolüne alternatif olma fırsatını değerlendiremedi. Uzmanlar, Nijerya’nın petrol sektöründeki sorunların uzun yıllardır devam ettiğine ve bu durumun ülkenin potansiyelini sınırladığına dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizle birlikte, küresel petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği bu önemli geçiş noktası üzerinden sevkiyatların büyük ölçüde aksaması, Brent petrolün varil fiyatının 100 doları aşmasına yol açtı. Teorik olarak bu durum, petrol ihraç eden ülkeler için gelir artışı anlamına gelse de, Nijerya’da tam tersi bir tablo ortaya çıktı. Ülkede akaryakıt fiyatları, mart ayında yaklaşık %65 artış göstererek litre başına 1 dolara (1400 naira) ulaştı.
Nijerya, günlük yaklaşık 1,5 milyon varil ham petrol üretimiyle Afrika’nın en büyük üreticisi konumunda bulunuyor. Ancak, üretimin büyük bir kısmı, devlet petrol şirketinin yurt dışındaki alacaklılara yönelik petrol teminatlı kredi anlaşmaları ve ön satış sözleşmeleri kapsamında tahsis ediliyor. Analistler, bu yükümlülüklerin günlük yaklaşık 400 bin varil üretimi kapsadığını belirtiyor ve bu durumun ülkenin serbest satıştan elde edebileceği geliri kısıtladığına dikkat çekiyor. Ayrıca, son yıllarda artan petrol hırsızlığı ve boru hatlarına yönelik sabotajlar, üretim ve gelir kaybının derinleşmesine neden oluyor. Resmi verilere göre Nijerya, 2023-2024 döneminde yaklaşık 13,5 milyon varil ham petrol kaybı yaşayarak 3,3 milyar dolardan fazla zarara uğradı.
Nijeryalı ekonomi uzmanı Shuaibu İdris, Nijerya’nın mevcut durumunun “kaynak zenginliği paradoksu”nun tipik bir örneği olduğunu ifade etti. İdris, “Petrol fiyatlarının yükselmesi, teorik olarak Nijerya için büyük bir fırsat sunuyor; ancak üretimin büyük bir kısmının borç ödemelerine gitmesi, rafineri yetersizliği ve ithalata bağımlılık, bu fırsatın avantaja dönüşmesini engelliyor.” dedi. Ayrıca, Nijerya’nın enerji tampon mekanizmasının olmaması, küresel şokların iç piyasaya doğrudan yansımasına neden oluyor. İdris, Nijerya’nın küresel enerji krizlerinden faydalanabilmesi için rafineri kapasitesinin artırılması, ham petrolün iç piyasaya yönlendirilmesi ve enerji altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Rafineri yatırımları ise beklentileri karşılamadı. Zengin hidrokarbon rezervlerine sahip olmasına rağmen Nijerya, rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle petrol ürünlerinde dışa bağımlı kalmaya devam ediyor. Yıllık akaryakıt ithalat faturası yaklaşık 25 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Yılbaşında tam kapasiteyle faaliyete geçen ve günlük 650 bin varil işleme kapasitesine sahip Dangote Petrol Rafinerisi, ülkenin ithalat bağımlılığını azaltmayı hedefliyordu. Ancak rafineri, yeterli ham petrol tedarik edilemediği için beklenen etkiyi yaratamadı. Sektör temsilcileri, rafinerinin tam kapasite çalışabilmesi için aylık 13-15 kargo ham petrole ihtiyaç duyulduğunu, yerel kaynaklardan ise yalnızca 5 kargo temin edilebildiğini belirtiyor. Bu durum, ihtiyaç duyulan petrolün uluslararası piyasalardan yüksek fiyatlarla ithal edilmesine yol açıyor.
Öte yandan, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından Cezayir, Nijerya’ya göre daha elverişli bir konumda. Uzmanlar, Orta Doğu’daki gerilimlerin petrol fiyatlarındaki dalgalanmaları artırabileceğini belirtiyor ve Nijerya’nın yapısal sorunları çözülmediği sürece küresel fırsatlardan sınırlı fayda sağlamaya devam edeceğini vurguluyor.